Hepinize selamlar. KUR'AN sözünün anlami ile ilgili bir sorunuz olmuştu. Bu konuda görüşlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Benim görüşümde KUR'AN (KOR'AN) sözcügü birden fazla anlamli ve kökünü eski Turan dünyasinin dini inaçlarindan alan bir sözcüktür. Şöyle ki:
a) KUR'AN (KOR'AN) sözcügü "KOR AN" şeklinde "gök ateşi" demektir ve bu haliyle Gün-Tanri "Güneşi" temsil eder. Eski Türk dilinde AN bir anlaminda Gök demektir, KOR ise bilindigi üzere Ateş demektir. Böylece, KOR'AN "Gök ateşi" demek oluyor ki Güneş de zaten bir gök ateşidir. Eski Turan törelerinde Güneş Gök Tanrinin işiyan, gören ve yaratan KOR gözüdür. Böylece KOR'AN sözü Gök Tanriyi da temsil eden bir sözdür.
Ayrica, Gök Tanri, bir dini kavram olarak, "GÖY ER HAN" (GÖK yER HAN) yani Gök ve yerin ve de er'in (insan oglunun) HANI (HAKANI) olan bir inanç kavramidir. Bu kavram KOR'AN sözcügü içinde saklidir.
b) KUR'AN (KOR'AN) sözcügü "KURAN" şeklinde "kuran, yaratan, ören, oluşturan" anlamli bir söz olup hem güneşin ve hem de yaratici Gök Tanrinin yaraticiligini tanimlar. Içinde bulundugumuz güneş sistemi kurulu bir düzendir ve bu düzen güneşin kontrol ediçi çekim gücüne baglidir. Dünyada var olan her varlik hayatini güneşin IŞISI ve ISISIna borçludur.
c) KUR'AN (KOR'AN) sözcügü KORAN şeklinde Türkçe "GÖREN" sözcügüdür ki bu haliyle "GÖZ" anlamlidir. GÖZ görendir ve onun görmesi güneş işinlari sayesinde olur ve ayrica KÖZ işinlari sayesinde olur. Karanlikta göz görmez. TANRI her şeyi "gören ve bilendir" şeklinde deyimimiz vardir. Eski Turan dünyasinda Güneşin bir başka adi da "GÖZ" idi. Bu tanimlamayi camilerde en tepe kubbenin içine yapilmiş işlemelere (nakişlara) baktigimizda, orada en tepede Güneşi (Gün Tanriyi) çeşitli güzelliklerde çizilmiş "GÖZ" resimi halinde görürüz. Bunlar hep simgesel güneş ve GÖZ çizimleridir. Bu kavram Türk dünyasindan baska dinlere de gecmiştir. Bu konuda benim Ingilizce "PANTHEON" adli yazima lütfen bakin. http://www.polatkaya.net/pantheon_yurt.htm. En azindan resimlere bakmanizi öneririm.
d) KUR'AN (KOR'AN) sözcügü hem "OKU ER HAN" (OKU INSAN) ve hem de "OKRAN" (ÖGREN) şeklinde Türkçe sözleri bünyesinde saklayan ve insana "okumayi, ögrenmeyi, bilgi edinmeyi" öneren bir sözdür. Böylece, okullarda kavramlari okuyup aydinlanmak insanin hayatinda yapmasi gereken ve en önde gelen bir iştir. Ana/babanin ve de devletin gençlige karşi en önde gelen sorumlulugu ve ödevi gençleri okullarda egitmek ve her birini, kiz oglan ayirimi yapmadan, aydin vatandaş olarak hem kendilerine, hem ailelerine ve hem de vatan ve millete yararli vatandaşlar olarak yetiştirmektir. Görüldügü üzere Kur'an da bunu böyle diyor.
Insan bilgisi, dünyada insan oglu tarafindan yapilmiş, geliştirilmiş, makineleştirilmiş, yazilmiş, çizilmiş, okunmuş, söylenmiş, dokunmuş, dikilmiş, örülmüş, yorumlanmiş, vs., vs. her soyut ve somut kavramin yaraticisi ve yapicisidir. Nasil ki güneş işinlari ile dünyayi aydinlatiyorsa, ER BAŞI (ER TEPESI) da ürettigi bilgi ile (US, AKIL, BILGI) hem kendini ve hem de cevresini aydinlatan bir TANRI yaratigidir. ER BAŞI bu sonsuz bilgiyi kendisine Tanrinin bahsettigi his organlari ve onlardan gelen bilgileri gören, işiten, duyan, tadan, koklayan, vs. ve bunlari alan, anlayan, kanan, ayiran, siniflandiran, birleştiren, sonuçlara varan insan beyni sayesinde degerlendirir, kullanir, halihazirda ve gelecekte kullanilmak üzere hafizasinda saklar ve hayatin denge içinde idamesini saglar. Bütün bunlar sesli ve sözlü olarak yani DIL vasitasiyla, diger erlere ve de dünyaya AGUZ araciligi ile, yani AGIZ, SÖZ, SES, YAZI ve KAZI (yani taş üstüne kazmak/yazmak şeklinde) yayilir. Dolayisiyle, insan başi erin hayati boyunca gerek dogadan ve okullarda başka erlerden ögrendigi bilgi sayesinde ve gerekse kendi ürettigi bilgisi ile bir yaratici tanridir. Eski Turan dünyasi dini inanişlarinda "er başini" Gök-Tanriya ve Gök-Tanriyi da insana benzetmiştir. Böylece "O MEN" (O BEN) ve "MEN O" (BEN O) kavrami oluşturulmuştur. Eski Turan dünyasinin TUR/TÜRK/OGUZ insani, dünyada itiraf edilmemesine ragmen, dünyaya bilgi yayiminda eşsiz katkida bulunmuştur. Türk dünyasinin kutsal tapinaklari genellikle hep TEPE (DAG) şeklinde yani kubbeli olarak yapilmişlardir.
Eski Turan dünyasinda BILGI çok önemlidir ve "ER BILGISI" bir "tanri" gibidir. Türkçe "BILGI" sözünü Sümer Türklerinin BILGAMIŞ (degiştirilmiş haliyle "GILGAMIŞ", AKILGAMIŞ, BILGEMIŞ) adli destanin adinda da buluyoruz. Günümüzden en az 6,000 sene gerisine varan bu Türk-Sümer destaninda BILGEMIŞ üçte ikisi tanri ve üçte biri ölümsel olan bir hakandir ve destanda Sümer kenti olan URUK'un hakanidir. Bu bir destan benzetmesidir ve gerçekte BILGAMIŞ insan başinin (TEPESININ) kişiselleştirilmiş şeklidir. Destanda O herşeyi bilen ve bilmek için dünyanin ulaşilmasi en zor olan yerlerine kadar gidip øgrenen ve ögrenmek için zor şartlarda araştiran birisidir.
URUK sözü Türkçe "ÖRÜK" sözünün bir başka agzidir. Her şehir bir ÖRÜK (örülmüş ag) oldugu gibi her insan başi da bir "ÖRÜK" kutu içinde dogumdan ölüme kadar devamli şekilde işleyen muhteşem bir düşünme, yaratma, insanin her halini kontrol ve kumanda etme organi olup Gün-Tanri yaratigidir. Her insan böyle bir Tanri vergisi ile donatilmiştir. Ilginçtir ki URUK ve ÖRÜK sözlerinde de, KOR'AN adinda oldugu gibi, Türkçe "KUR", "KOR", "GÖR", "OKUR" ve "OKU" sözleri vardir. Bu tesadülerin neticesi olmayip bilinçli bir Turan düşünüşünün ve hayat felsefesinin sözlere işlenmiş şeklidir.
KOR'AN sözü her nekadar Arapcaya mal edilirse de asli çok eski bir dünya dili olan Türkçedir. Bunun sebebi de ISLAM dini eski TURAN dininin bir uzantisidir. Bu arada şunu da belirtmek yararli olur: OKU sözcügü ve ondan dogan sayisiz kavramlar eski Turan dünyasina ait medeniyet geliştirmeleri olup insan hayatinda pek çok yaşam devrimleri yaratmiştir. Bu da geçmişteki Tur/Türk/Oguz dünyasinin insanlik medeniyetine yapmiş oldugu eşsiz katkilardan biri ve olasilikla en önde gelenlerindendir. Zira dili önce resimlerle ve sonra heçeleri temsil eden resim ve/veya sembollerle ve sonradan da alfabe ile yaziya çevirmek Türkçenin tek heçeli ve eklemeli bir dil oluşu nedeniyledir. Bu katki insanligin toplu ßekilde egitiminde ve gelişmesinde eşi az olan en büyük katkiyi ve aydinlanmayi saglamiştir.
Selam ve sevgi ile,
Polat Kaya
12/06/2009
Murat Tepebaşılı wrote:
*Sn Tokatlıoğlu; Teşekkür ederim. Bağlantısını verdiğiniz sayfaya daha önce bakmıştım :)) Bu sayfada da olabilir 1400 yıl önceki o ilk, bir ve tek anlam ama hangisi? *Tilâvet, okumak, cem' ve zammolunmuş, okunmuş *Bu sözcükler farklı anlamlara da götürür bizi. Sn Bostancı'ya verdiğim yanıtı, neyi sorduğumu anlatmak için yineliyorum: * Saygın Bostancı; Aynı şeyi diyoruz. Anlamları değil sorguladığım; ilk verildiği anlamını; semantik anlamını daha doğrusu dil kökenbilim anlamında soruyorum. Bu da bir ve tektir. İlk çıktığı sözcük anlamıdır. Siz zannolunan, okumaktır, diyorsunuz. Bu, Wikipedi'de de var. Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Zikir anlamları da var. Ve şöyle deniyor: Kur'an sözcüğü Arapça'da QRE (qare'e/kare'e) (okudu) sözcüğünün sülasi (üç harfli kelime kökü sistemine göre) mastarıdır. "Okumak", "okunan" "okuyuş" "okuma" anlamlarını ifade eder. Kerîm, "soylu, asil" ve "eli açık, cömert" anlamlarına gelen Arapça kökenli bir kelimedir [2]. İslam'a göre Allah Kur'an'ı ikinci bir isim olarak "Kitap", olarak adlandırmak suretiyle, daha en baştan itibaren, bu metnin yazılı hale getirilmesinin önemine işaret etmiştir. Oysa ben yukarıda geçen anlamlarını ifade eder'in karşılıklarını değil; 1400 yıl önce Hz Muhamed'in insanlara hangi anlamla tebliğ ettiğini yani 1400 yıl önceki bir ve tek olan anlamını soruyorum. Bizi gerçek anlamına götürecek o ilk, bir ve tek anlamı soruyorum. Sonradan yüklenenleri değil. Bunun için, 1400 yıl önceki Arapça'nın Kureyş lehçesi'ni bilmek gerekiyor. Sizin ilettiğiniz gibi karşılığı belki gerçekten, *Okumak*'tır ve Okuma'ya bugünden daha değişik anlam yüklenmiş olabilir. Bu, şuna benziyor: Piramitleri tüm yönleriyle ortaya çıkarabiliriz ne var ki Mısırlı'nın yaşama nasıl baktığını anlayamazsak, bulduklarımızın anlamı olmaz. Özetle Kur'an sözcüğüyle ilk olarak ne demek istendiğini anlayabilmektir, sorduğum. Peygamber, mutlaka o sözcüklerden birini kastetmiştir. * * * * * 08 Haziran 2009 Pazartesi 21:57 tarihinde Melis Tokalioglu < m.tokalioglu@...> yazdı:http://www.osmanlicaturkce.com/?k=kuran&t=@ ------------------------------ *From:* Murat Tepebaşılı <sedrek@...> *To:* cihan-turk-olsun@googlegroups.com *Sent:* Monday, June 8, 2009 2:40:39 PM *Subject:* ..::CTO::.. Kuran'ın sözlük anlamı Kuran'ın sözlük anlamı nedir, bilen var mı?--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~ CiHAN TÜRK OLSUN TOPLULUĞU Yüreği ALLAH ve VATAN aşkıyla yanan, TÜRK"LÜĞÜ onur sayan Yüce TÜRK Milletine aittir. - Biz ne işbirlikçi yobazlığın kirlettiği sağcılık, ne de vatansız komünistlerin kirlettiği solculuk tanımlamasının içine girmeyiz. Biz Türkçüyüz, sağ veya sol değil dışarıdan gelen hiçbir fikre tenezzül etmeyecek kadar şürlu olduğuna inandığımız Türk milletinin tek gerçek merkezindeyiz. Doğrudan doğruya TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ - Saraylarda süremem, dağlarda sürdüğümü. Bin CiHAN"a değişmem, şu öksüz TÜRK"LÜĞÜMÜ. - Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet vatana ihanettir. M.K.Atatürk Yaşam: Ölümü hak etmektir. NE MUTLU TÜRK"ÜM DiYENE - TOPLULUĞA POSTA GÖNDER: cihan-turk-olsun@googlegroups.com TOPLULUK YÖNETİMİ: cihan-turk-olsun-owner@googlegroups.com ÜYELİK İPTALİ: cihan-turk-olsun-unsubscribe@googlegroups.com ÜYELİK: http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/subscribe?hl=tr -~----------~----~----~----~------~----~------~--~---